benim karalamalarım

Atlantik’in en büyük mezarlığı: Titanik’in hikayesi

A

Mucidinin “Asla kimse düşemez, son derece güvenli, sadece bir aptal Ginger’dan düşebilir” açıklamasının ardından ABD Başkanı George Bush’un doğum gününde Ginger’dan düşmesinin üzerinden 18 yıl geçmiş. Evet belki aynı başkan bir kraker yerken de ölümden dönmüştü ama bu onu sakar biri yapmaz. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirebilmek sakarlıkla açıklanamaz neticede.

Ortadoğu’dan Atlantik’e uzanalım. Gelin hep beraber 109 yıl geriye gidelim, bu yazının konusuna dönelim, bir başka yıldönümünü ve başka bir “ASLA”yı hatırlayalım.

Titanic inşa edildiği Belfast’ta – 10 Nisan 1912

“Asla batmaz”

14 Nisan gece yarısı “Asla batmaz” denilen Titanic bir buz dağına çarptı ve 15 Nisan 02:20’de Atlantik Okyanusu’nda tarihin en büyük deniz mezarlığını yarattı.

Evet hepimiz en az bir kez izledik. Fakat RMS Titanic’in hikayesi filminde anlatıldığından ötedir. Bu konuda yapılan belgeselleri izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim.

White Star Line tarafından yaptırılan üçlü gemi serisinin ikincisi ve o ana kadar yapılan en büyüğü olan Titanik’i yapmak üç koca yıl sürdü. Bu süreç 31 Mart 1909’da Belfast’ta başladı.

Bir mühendislik devrimi

Titanik tamamlandığında insanlığın gelmiş geçmiş en büyük devrimlerinden biri tamamlanmış oldu aslında. Çünkü bu devasa gemi dünya üzerindeki hareket edebilen en büyük nesne idi. Bu mühendislik açısından gerçek bir devrimdi. 269 metre uzunluğunda, 29 metre genişliğinde ve 54 metre yüksekliğinde suda yüzebilen bir devdi. Suya indirildiğinde 66 bin ton suyun yerini kaplamıştı. Tam 3 yıl süren inşaadan sonra gerekli testler de bitti ve mürettebatını almak üzere İngiltere’nin Southampton kentine doğru yola çıktı Titanik.

10 Nisan sabahı yolcularını sırasıyla İngiltere, İrlanda ve Fransa’dan almak ve New York’a götürmek üzere yola çıkan Titanik kısa sürede 2.200 kişilik kocaman bir köy nüfusuna sahip oldu.

Titanik’te birinci sınıf bir süit oda

Şatafat, lüks, gösteriş

Oldukça pahalı bir bileti olan Titanik bu ilk yolculuk için lüksten ödün vermemişti. Şatafatın tam olarak yaşandığı bir eğlenceli yüzen oteldi. Atlantik okyanusunun geçildiği 12 ve 13 Nisan günlerinde mürettebat tam anlamıyla gece gündüz çalışıyor, zengin yolcular ise verdikleri paranın hakkını alıyorlardı.

14 Nisan günü Titanik Kaptanı Edward J. Smith’e ulaşması için gün boyu diğer gemilerden buzdağı uyarıları yapıldı. Kablosuz mesajlarla gelen bu uyarıların bir kısmının kaptana iletilmediği feci kazadan sonra anlaşıldı. Kaptan Köşkü’ne ulaşmayan uyarılarda diğer gemi kaptanları özetle buzdağlarının büyüklükleri hakkında gemiyi uyarıyor ve yavaş seyir edilmesini tavsiye ediyorlardı. Misafirler dahil her şeyle ilgilenen kaptan Edward ise bu uyarıların bir kısmını görmediği, gördüğü kısmını da çok dikkate almadığı için Titanik son hız yol almaya devam etti.

Titanik’ten sonra

İlk çarpışmadan sadece 37 saniye sonra…

Bundan sonraki kısmı aslında bol Oscar’lı Titanik’ten biliyorsunuz. Bazı çok bilinmeyen ayrıntılar ekleyerek devam edeyim. Gece yarısı, ayın da pek parlak olmadığı 14 Nisan 23:40 sularında gözcülerin dürbünleri buzdağlarını yeterince uzaktan göremedi. Tehlike zilleri çalındığında artık çok geçti. Kaptana ulaşılamamıştı ve bu sebeple sert sancak yani keskin sola dönüş komutunu Kaptan Yardımcısı 1. Subay Murdoch vermişti. Aynı zamanda makine dairesine motorları terse çevirme komutu da gönderdi. Fakat bunlar kaçınılmaz sonu engelleyemedi.

Gözcülerin ilk uyarısından sadece 37 saniye sonra Titanik’in sağ tarafı büyük bir buz dağı tarafından kazılmaya başlandı. Bu ilk çarpışma ön tarafta ve de bir sürtünme etkisi ile olduğundan gemide yeterli sesi ve sarsıntıyı sağlamamıştı. Yolcuların büyük bir kısmı uyuyordu ve uyumaya da devam ettiler.

Döneminin en iyi kaptanlarından biri olan Smith bu sarsıntının normal olmadığını anladı ve geminin en arkasından en öne koşarak hemen bir hasar tespit yaptırdı. Titanik’in 16 bölümden oluşan alt tarafının 3 bölmesinin suyla dolduğu anlaşıldı. Çarpışmadan sadece 20 dakika sonra geminin kurtarılamayacağını ve batmakta olduğunu anlayan Kaptan Smith derhal cankurtaranların hazırlanmasını emretti. Çevreye de acil durum sinyalleri gönderildi.

Henüz tam olarak ne olduğunu anlayamayan yolcular Titanik’i terk etmeyi akıllarından bile geçirmediler. Aldıkları biletlerin pahalı olmasının en büyük sebebi de zaten Titanik’in ‘Batmayan Gemi’ olması değil miydi? Hem bu soğukta neden gemiden ayrılacaklardı ki? Titanik hala oldukça sıcaktı.

Ölümle yüz yüze gelince…

Fakat aradan geçen 40 dakika her şey değiştirdi. Cankurtaranların hazırlandığı haberi gemide yayılmaya başladı. Ardından yeterince cankurtaran botu olmadığı dedikodusu bunu takip etti ve akıl almaz bir kargaşa yaşanmaya başlandı. Önce kadın ve çocukların botlara binmesi planlanıyordu fakat bu pek gerçekleşemedi. Kaptan’ın hesabına göre eğer kadın ve çocuklar öncelikli olarak botlara bindirilir ve sonrasında da bir sıralama yapılırsa 1.178 kişi kurtulabilirdi. Bu da gemidekilerin yarısından biraz fazlasını gösteriyordu. Fakat bu plan gerçekçi değildi çünkü ölümle yüz yüze gelen insanların çoğu vahşi reflekslerle kadın ve çocuklara tanınan önceliğe isyan etti.

Son cankurtaran botu gemiden indirildiğinde saatler 02.05’i gösteriyordu. Buz dağına çarptıktan birkaç saat sonra ‘Asla batmaz’ denilen Titanik ikiye ayrılarak sulara gömülmüştü. Filikalarda yer bulamadığı için dondurucu Atlantik sularına atlayanlar birkaç dakika içinde donarak öldü. Büyük çoğunluk ise gemide kaldı, gemi ile beraber sulara gömüldü.

Bölgeye ulaşan ilk gemi Titanik battıktan 2 kadar saat sonra oradaydı ve denizde hala donmamış olan 750 insanı kurtardı. Titanik ile beraber 1.517 kişi ise öldü.

Ttanik’ten kurtulan köpeklerin de içinde olduğu bir fotoğraf. 11 Nisan 1912.

Bazı sayılar ve ilginç bilgiler…

Titanik’in ne kadar lüks bir gemi olduğunu size anlatmaya çalıştım fakat gözünüzde canlanması için bazı örnekler vermem gerekiyor. Birinci sınıf yolcular için Titanik’te Türk Hamamı, Squash kortu ve köpek kulübeleri vardı. Ritz Restaurant’ın dünyadaki en pahalı şubesi Titanik’teydi. Geminin ünlü büyük merdivenleri meşe panelleri ve bronz melek heykeller ile süslüydü.

Ritz’in son gece birinci sınıf yolculara sunulan akşam yemeği menüsünde istiridye, havyar, ıstakoz, bıldırcın, somon, ördek yavrusu ve kuzu eti vardı. Geminin ambarında sadece birinci sınıf yolculara özel olarak ayrılan 20.000 şişe özel bira, 1.500 şişe yıllanmış şarap ve 8.000 de özel orta Amerika purosu vardı.

Titanik çalıştığı her gün 600 ton kömür yaktı. Sadece bu ateşin yanması için 176 kişilik bir ekip çalışıyordu. Atlantik okyanusu, Titanik’in çalıştığı her gün 100 tondan fazla kül yuttu.

Prosedürde geminin yolcular ile ilk gün bir cankurtaran tatbikatı yapması gerekiyordu. Fakat nedeni bilinmeyen bir şekilde Kaptan Smith tarafından bu tatbikatın iptal edildiği kayıtlara düşmüştü.

Titanik’te bulunan 9 evcil köpekten 2’si kurtarıldı. Pomeranian ve Pekin cinsi bu iki köpek kadın ve çocuklarla beraber bir bota atlamıştı.

Atlantik’teki cesetleri toplamaları için ertesi gün alana gönderilen gemiler 328 ceset buldu. Bu cesetlerin 116’sı ağır hasarlı olduğu için toplanmadı.

Yolcu ve mürettebat listesi ile ölen ve kurtulanların sayısı alt alta toplandığında rakamların birbirini tutmadığı anlaşıldı. Gemide çok sayıda insanın kaçak yolcu olarak Amerika hayalleri ile gemide yolculuk yaptığı anlaşıldı.

Titanik’te birinci sınıf yolculara dağıtılan şarkı kitabından 350 şarkı öğrenmek zorunda kalan kemancı Wallace Hartley liderliğinde sekiz kişilik bir grup vardı. Titanik batarken güverteye oturdular, müzik çaldılar ve hepsi gemiyle birlikte battı. Hayatta kalanlar, çaldıkları son parçanın ya “Tanrıma Daha Yakın” ya da “Sonbahar” adında bir vals olduğunu bildirdi.

Birinci sınıf yolcuların her süitinde özel bir küvet varken 700 kişinin yolculuk ettiği üçüncü sınıf mevkiinde toplamda sadece 2 küvet vardı. Bu yolcular dönüşümlü olarak bu 2 küveti kullanmak zorunda kaldılar.

Titanik kendine ait bir gazete de basıyordu. Atlantic Daily Bulletin adlı gazete her gün Titanik’te basıldı ve yolculara dağıtıldı. Bu gazetede haberler, borsa, reklamlar, at yarışı sonuçları, magazin ve günün menüsü yer alıyordu.

Aynı zamanda bir Kraliyet Posta Gemisi olan Titanik’te bulunan 3,243 posta çuvalından hiç biri kurtarılamadı. Yaklaşık 7 milyon mektup hiçbir zaman Amerika’daki alıcılarına ulaşmadı.

Titanik batmasından tam 73 yıl sonra bulundu. Tam olarak nerede battığı biliniyor olmasına rağmen neden 73 yıl boyunca bunun yapılmadığı hiç anlaşılmadı. UNESCO tarafından koruma altına alınan enkaz 1 Eylül 1985’te Dr. Robert Ballar tarafından keşfedildi.

Hepimiz DiCaprio ve Winslet’in başrollerinde olduğu 1997 yapımı Titanic filmini bilmemize rağmen aslında Titanik için bugüne kadar 11 ayrı film çekildi. Bunlardan ilki 1912 yılında felaketten sadece 1 ay sonra bir sessiz film olarak yayınlanan “Titanik’ten kurtuluş” isimli filmdi. Filmin başrolünde Titanik’ten kurtulan bir isim olan Dorothy Gibson vardı.

Bu 11 yapım arasında en değerlileri 1958 tarihli “Hatırlanacak bir gece”, 1953 tarihli “Titanic” ve 97 yapımı filmin bir nevi reklamı olması için 1996’da bir dizi olarak uyarlanan “Titanik” oldu.

GALERİ: Arşiv fotoğraflarıyla Titanic

Yazar hakkında

Yorum ekle

benim karalamalarım

Okan KÖROĞLU

Okan KÖROĞLU

neden buraya karalıyorum?

İnsanın terk edemeyeceği yegane varlık kendisidir. Projeler gelip geçebilir, işbirlikleri dağılabilir fakat insan kendisini terk edemez. Özeller konuşulur, içler açılır, çeneler düşebilir fakat insanın en samimi olduğu yine kendisidir. Bu sebeple kendi web sitem diğer tüm özel ve güzide projelerime rağmen benim en özel alanım. Çok yaşayıp çok yazmak ümidiyle.